İNANÇ, İLAÇ , DUA ve ADAK YERLERİ
İnsanlar hastalandıklarında iyileşmek için bugünkü ilaç sanayi yokken de çevrelerinden elde ettikleri doğal maddelerden (sentetik olmayan) ilaç yapıp kullanmışlar, bunlar fayda etmediğinde hocaya gidip okunmuşlar, muska takmışlar, tanrıya sığınıp dua etmişlerdir. Çoğu dinden kaynaklanan, bir bölümü de dinsel kaynaklı olmayan pek çok inanç gündelik yaşamı etkilemiştir.
Doğum, sünnet, düğün, bayram, hastalık, ölüm, gibi önemli olaylarla ilgili boş inançlar yaygındır. Din kurallarının baskısı köylere eğitim, sağlık, iletişim, ulaşım gibi çağdaş hizmetlerin girmesiyle zamanla azalmış, Cumhuriyet Dönemi’nde iyice hafiflemiştir. Çoğu unutulup gitmiş ya da etkilerini yitirmiş bu inançların başlıcalarını aşağıda bulacaksınız.
ESKİ TÜRKLERDE VE YÖRÜKLERDE HALK İNANIŞLARI ... Alıntıdır.
Anne, çocuğunun üzerindeki gömleğin düğmesini dikerken çocuğun aklı dikilmesin diye ya ağzına kibrit çöpü verir ya da bir eliyle yakasını tutturur.
Avuç kaşınırsa para gelecek demektir.
Ay başında ekim yapılmaz. (Tarlaya tohum atılmaz.)
Ayakta su içilmez.
Aynı gün doğum yapan kadınlar kırkları çıkmadan bir araya gelmezler. Kırkları çıkmadan iki akraba gelin görüşmek zorunda kalırlarsa, bebeklerini kırk basmaması için yazmalarını değiştirirler, birbirlerinin ellerini öperler.
Bebeğin kırkı çıkmadan çatıya çıkılmaz.
Bebeğin kırkı çıkmadan değirmenden un getirilmez.
Ceviz ağacının altında yatıp uyunmaz. (Uykusu ağır olur, baş ağrısı yapar.)
Cuma ve Pazar akşamı soğan sarımsak gibi şeyler yenmez.
Cuma namazı kılınmadan işe gidilmez.
Çarşamba günü tırnak kesilmez.
Çocuğu olmayan kadına değirmenin altından çıkan sudan içirilir.
Çok ağlayan bebeğin ağlaması azalsın diye, bebek üç yol ağzına yatırılır, yanından biraz uzaklaşılır.
Dolu yağışı dursun diye saçayağı, dolu yağışı altına atılır.
Ekmek pişerken ilk pişen ekmek yenmez. (Yiyenin kadını ölür.)
Eli olan biri, siğili olan birini okursa iyileşeceğine inanılır.
Ezan okunurken iş bırakılır, iş yapılmaz.
Ev satın alınırken hastaneye veya mezarlığa bakan yerden değilde,ferah yerden alınması tercih edilir.
Gece aynaya bakılmaz.
Gece bulaşık suyu dökülmez.
Gece ev süpürülmez.
Gece ıslık çalınmaz. (Uğursuzluktur, şeytan çağırmaktır.)
Gece köpek uluması pek hayra yorulmaz.
Gece kül atılmaz.
Gece tırnak kesilmez. (Kesenin boyu kısa olur.)
Gece sakız çiğnenmez.ölülerin etini çiğniyorsun denilirdi.
Gelinin ayağına damat basarsa, damat kılıbık olur.
Geyik vurmak hoş karşılanmaz.
Giden yolcunun arkasından bir tas su dökülür.
Güvercin vurulmaz, eti yenmez.
Hıçkırık tuttuğunda biri anıyor olmalı diye düşünülür, hıçkırığın geçmesi için ateşe tuz atılır, sırta vurulur ya da su içirilir.
İki dini bayram arasında nikah kıyılmaz.
İnsanın sol kulağı çınlarsa kötü, sağ kulağı çınlarsa iyi haber beklenir.
İstenmeyen bir olay anlatılırken tahtaya el ile tokmak gibi üç kez vurulur.
Kadınlar erkeklerin, bilhassa yaşlıların önünü kesip geçmez.
Kapı eşiğine oturulmaz. (Oturan iftiraya uğrayabilir.)
Kapıdan çıkarken önce sağ ayak atılır. Çorap ve ayakkabı giyerken de sağ ayaktan başlanır.
Keçiler kuyruğunu genelde dik tutar. Dik tutmayıp aşağı indirirse, çoban yağmurun yakın olduğunu anlar ve sürüsünü ağıla (sayaya) yaklaştırır.
Kış mevsiminde biri arkasını dönüp sobada ısıtırsa, kar yağdıracağı düşünülerek, kar yağdıracaksın yeter artık ısındığın denir.
Kötü bir şey konuşulduğunda, şeytan kulağına kurşun denir.
Kuş yuvası bozulmaz. (Bozan kişinin yuvası bozulur.) örümcek dahil hiçbir hayvanın akşam yuvası bozulmaz.
Kurbağa ve kaplumbağa ya dokunulursa siğil atar diye bilinir.
Makas ve bıçak istenirse elden verilmez yere konur.
Mezar taşı çok okunursa unutkanlık yapar denilirdi eskiden
Sabun isteyene, sabun elin tersiyle verilir.
Sağ gözün seğirmesi iyiye yorumlanır.
Sol gözün seğirmesi kötüye yorumlanır.
Sofra başında türkü çağırılmaz (söylenmez).
Sonbaharda koç salımını kızlar yaparsa, çok döl alınacağına inanılır.
Yakına konan karganın ve baykuşun ötmesi de hayra alamet sayılmaz.
Yatan çocuğun üzerinden atlanmaz. (Atlanırsa büyümesi durabilir,cüce kalır denilirdi.)
Yatırların çevresinden ağaç kesilmez.
Yatırların çevresindeki ağaçlara bez ve çaput bağlanarak dilek tutulur.
Yeni doğan bebeğin göbek bağı düştüğünde cami duvarı kovuğuna bırakılır. dindar olsun denilirdi.
Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı,Ateşe suyu besmele çekerek dökün.cin şeytan gider derler.yiyeceklerin ağzı kapatılması ve soğuk yere alınması lazım çünkü sinek,kelebek.arı veya ufak böcek girmesin diye mikrop taşıyorlar. serin yerde yemekler ekşimez bozulmaz.
Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak,
insana taparcasına değil, Allahın sevdiği kul hürmetine deyip, kendisi için hakkında hayırlısını istemek
Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek,
Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,
Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek,
Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak,
Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek,
Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak,
Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak,
Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,
Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak,
Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak,
Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,
Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak,
Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak,
Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak,
Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak,
Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi,
İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak,
Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak,
Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak,
Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir nazar, belanın defedileceğine işaret saymak,
Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,
Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak,
Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek,
Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek,
Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,
Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak,
Camiye girerken cami duvarını öpmek,
Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek,
Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek,
Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek,
Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak,değil (p.a.s) namaz kılar dua edermiş
Sağ gözün seyirmesi iyilik, sol gözün seyirmesi o kişinin kötülük göreceğine işarettir.
Sağ avuç kaşınırsa, bir yerden para geleceğine, sol avuç kaşınırsa o kişiden para çıkacağına inanılır
İncir ağacın dibinde abdest bozan çarpılır.
Cenaze geçerken yatılmaz, mutlaka ayağa kalkılmalıdır. ve cenazeden gelen kişiler eve girerken evdekiler ayağa kalkmalı cenazeden gelen oturmadan evdekiler oturmamalıdırAksi halde, yatanı (Ağırlık basar).
Kulağın çınlaması, bir yerde o kişinin anıldığına işarettir.
Bir köpeğin herhangi bir zamanda uluması birilerin mutlaka öleceğine işarettir.
Ekmeğin yarım bırakılması halinde yarım bırakılan ekmeğin kişinin arkasından ağlayacağına inanılır.
İnsan üzerinde giysi söküğü dikilmez. Dikenler için aklını dikiyor denir.
Çocuğun üstünden atlanmaz, atlanırsa cüce kalır denir.
İki bebek kırkı çıkmadan aynı odada bulundurulmaz. Bulundurulursa birinin büyüyeceğine diğerinin kısa boylu kalacağına inanılır, buna “kırk basar” denir.
Makas alıp, verirken, makas, karşısındakinin eline verilmez, yere bırakılır. Makasın el'den el'e verilmesi halinde ikisi arasında kavga olacağına inanılır.
Yerde oturan şahsın ayakları üzerinden atlıyarak geçilmesi (iyi) sayılmaz.
Mezar üzerinden atlıyarak veya basılarak geçilmez.
Gece bir yere küçük abdest yaparken "destur, tu, tu" demek lâzımdır. Destursuz abdest yapanın çarpılacağına ve ağzının eğileceğine inanılır.
En yaygın olan inanç (20 Mayıs Günü) yapılan "MAYIS YEDİSİ BAYRAMI" ve o güne ait bazı merasimlerin yerine getirilmesidir.
Orda Köylerinde yerleşmiş bir inanca göre, her sene 20 Mayıs günü, Hızır İlyas Peygamberler bir araya gelerek buluşurlar ve hasretliklerini giderirler.
Bu inanca göre, Hızır Peygamber kara tarafından, İlyas Peygamber ise denizden gelerek, dalgaların tam sahile temas ettiği yerde her iki Peygamber birbirine kavuşmaktadırlar. Bu kavuşmada, aynı zamanda (yaz) ile (kış)ında birbirlerinden ayrıldığına inanılmaktadır.
Kumru, güvercin ve kırlangıç gibi kuşların vurulması günah sayılır. Güvercinin cennetteki huri kızlar olduğuna inanılır.
Kaybolan eşya için kol okunur, kol büzülürse kayıbın bulunacağına inanılır. Buna kol karşılamak denir.
Nazara çok inanılır. Bazılarının ışıklı bir göze sahip olduğuna, bu insanların kötü bir niyetle baktıklarında nazar değdiğine inanılır. Özellikle nazar değmesin diye karaçalı, dardağan, kördiken’den süs yapılarak mavi boncukla birlikte hayvanların boynuna takılır. Ayrıca deve boncuğu ve gök boncuk, hayvanlara ve çocuklara takılır. Nazar için üzerlik otu ateşe atılıp yakılarak insanlara ve hayvanlara koklatılır.
Hadisi şerif: nazar, deveyi kazana, insanı mezara koyar. diye bilinir.
Nazar için kurşun dökülür, tuz yakılır ve nazar değdiğine inanılan kişilerin üzerlerinden çevrilir.
Nazara karşı karaçalı taşınır.
Yeni gelin aileye huzursuzluk getirmesin diye ayağının altı hafifçe yakılır.
Öğleden sonra bereket kaçmaması için süt, yoğurt ve damızlık verilmez.
Misafirliğe giderken acı ekşi yiyecekler gitmez.Tatlı ve meyve götürülür.
Sarıca arı eve girdiğindede iyi sayılmaz
DUALAR (Dilekler)
Ağzına sağlık.
Allah analı babalı büyütsün.
Allah bereketini artırsın.
Allah bereket versin.
Allah can sağlığı versin.
Allah dert veripte derman aratmasın.
Allah ele güne muhtaç etmesin.
Allah elden ayaktan düşürmesin.
Allah esirgesin.
Allah gecinden versin.
Allah gönlüne göre versin.
Allah günahlarını affetsin.
Allah hayırlı kısmet versin.
Allah imam, kuran nasip etsin.
Allah iyiliğini versin.
Allah kazadan, beladan korusun.
Allah kavuştursun.
Allah nazardan saklasın.
Allah ne muradın varsa versin.
Allah selamet versin.
Allah senden razı olsun.
Allah tekrarını göstersin (erdirsin).
Allah tuttuğunu altın etsin.
Allah uzun ömür versin.
Allah yatırıpta kapılara bakıtmasın.
Allah yedirmek içirmek nasip etsin.
El öpenlerin çok olsun.
Ellerin dert görmesin.
Eline sağlık.
Geçmişlerinin ruhuna değsin.
YAĞMUR DUASI
Yağmur duasına çıkacak köyün erkekleri sabah önlerinde imam caminin etrafında dönerek dua edip, köyün yakınındaki bir türbenin yanına giderler. Türbenin etrafında da 2-3 kez dönerek dua edilir. Dua bittiğinde kesilen kuzu ve oğlakların etiyle pişen pirinç pilavı yufkayla yenir.
Köyün kadınları ise erkekler köyden gittikten sonra duaya çıkarlar. Kadınlarda önce caminin etrafında dua ederek dönerler. Sonra, ilk çocuğu kız olan bir kadının başına bir kalbur konur üstüne de bir mendil serilir, önde o arkada diğer kadınlar köy ev ev gezilir. Gezerken çocuklar -Yağmurlu gelin yağ ister, Yağmurlu gelin pirinç ister- diye bağırırlar. Bu sırada kalburun üstüne su atılır. Sonra, köyün yanındaki akarsu kenarına gidilir. Burada herkes birbirini ıslatır. Oradan da, toplanan yağ ve pirinçlerle pişen pilavı yemeğe giderler.
NAZAR
Bazı insanların, bilhassa çakır gözlülerin nazarı değer. Nazar insanlara değdiği gibi ağaçlara ve hayvanlara da değebilir. Nazar değmesin diye nazarlık takılır. Nazarlık; üzerlik otunun tohumu, iğde çekirdeği veya mavi bir boncuk olabilir. Evlerde odaların duvarında üzerlik tohumundan yapılan nazarlık asılıdır. Çocukların giysilerine nazarlık olarak iğde çekirdeği veya mavi boncuk dikilir. Nazardan korunmak için evlerin kapısına nal çakılır. Ağıllara (sayalara) kafatası takılır. Nazar değmişse nazarı değen kişinin saçından ya da giysisinden bir parça alınarak hasta tütsülenir. Ya da nazar değen kişi okutturulur veya kurşun döktürülür.
KURŞUN DÖKME
Kurşun döken kişi hasta evine çağrılır. Önce nazar değen kişiye dua okur üfler. Sonra bir kaba su koyup hastanın başının üstüne tutar. Suyun içine biraz yüksekten, eritilmiş kurşun döker. Çıkan sese ve oluşan kurşun yuvarlaklarına göre yorumunu yapar. Hastaya kimin nazarının değdiği tahmin edilmeye çalışılır. Kurşun dökülen tastaki sudan hastaya birkaç yudum içirilir. Aynı sudan hastanın alnına, bileklerine, avuçlarına sürülür. Kalanı da besmele çekilerek bir kenara dökülür. Kurşun dökme daha çok çocuklara uygulanır, ağaçlara ve hayvanlara uygulanmaz.
ADAK
İnsanlar hocaya okuttukları halde iyileşmeyen hastaları için, bir de gerçekleşmesini istedikleri dilekleri için adakta bulunurlar. Bunlardan ikisi Emremsultan Köyü’nde Taptuk Emre ile Tekke Köyü’nde Bacım Sultan Türbeleridir.